Başka türlü zengin benim istediğim
(65 defa okundu)
M. Serdar Kuzuloğlu
Kafamı kurcalayan ve zamansızlıktan başlanamayan projelerimin başında
yazmak istediğim kitaplar var. Kitap yazabilen gazetecilere olan saygım
da
bu fikri hayata geçiremediğim her gün biraz daha artıyor. Çünkü
gazetecinin kitap yazması bir aşçının evde yemek yapması ya da bir
futbolcunun antremandan sonra kafa dağıtmak için tek kale maç
yapmasından farklı değil.
Notları birike birike koca bir balya oluşturan kitap projelerimden
biri bilişim zenginlerini konu alıyor. Bilişim sayesinde bir şekilde
zengin olanların hayat öyküleri... Bizdeki zengin profiline hiç
uymuyorlar. Mesela şoförleri yok, çılgın gece âlemlerinde şampanya
patlatmıyorlar, her bir parçası en az üç haneli bedellere alınmış giyim
kuşamları da yok... Ama ceplerindeki para bizim görmemişlerin topunu
donlarında sallayacak kadar da çok...
Bu insanların bir kısmı iki kalas bir heves diyerek bir yazılım ya
da donanım üretmiş, bir kısmı da o heveslilere destek vermiş. Andy
Bechtolsheim'i düşünün. Almanya doğumlu Bechtolsheim, Sun firmasını
1982 yılında Vinod Khosla, Bill Joy ve Scott McNealy ile kurarak kısa
zamanda bir dev haline getirir. 1998 yılında iki tıfıl genç kapısını
çalar ve yeni kuracakları ve çok ümitli oldukları girişimleri için
destek isterler. Kulağa mantıklı gelen ama daha ismi bile konmamış bu
şirket için Bechtolsheim çıkarır 100 bin dolar verir. Google da işte
böyle kurulur. Gerisi malum. Ama Bechtolsheim ve onun gibi yüzlerce
insanın eline geçen sadece torunlarına 'bak bu şirkete ilk ben destek
oldum evladım' diyebilmek değil elbet. Bu küçük bedeller karşılığında o
firmalardan aldıkları hisse payı sayesinde bugün servetlerine
milyarlarca dolar ek katkı akmış durumda.
Üstelik o akıllara zarar servetleri alıp İsviçre'deki hesaplarına gömmemişler.
Kimi teknoloji müzeleri açmış, kimi dev bir gemi kiralayıp
teknoloji tutkunlarına yönelik özel turlar düzenlemiş, kimi
çocukluğundan beri tuttuğu ancak bir baltaya sap olamamış spor
kulüplerini satın alıp zirveye taşımış. Neredeyse tamamı bu tip hevesli
gençlere el vermeye devam etmiş.
Her gün internette bir girişime sahip insanlarla yazışıyor, vaktim
olduğunca da görüşüyorum. Hepsinin ortak derdi reklam geliri olmaması
ve büyüyememek. Tek hedefi daha iyi bir internet hizmeti ya da
bilgisayar yazılımı olan bir insanın karşısına vergi, stopaj, muhtasar
beyannamesi, SSK payı, teknoparklar mevzuatı ya da gelir/gider
projeksiyonu, bütçe tahminleri gibi şeyleri koyunca afallaması, ürküp
geri dönmesi doğal karşılanabilir. Bu durumda elinde iki seçenek
kalıyor: ya kendi kaynaklarıyla gittiği yere kadar devam edecek ya da
ceketi alıp, sırtına geçirip çıkıp gidecek.
Her iki ırmağın da sonu aynı hüsran yatağına akıyor oysa...
Türkiye gibi kaynakları kıt, ekonomosinin büyük bölümü kayıt dışı,
istatistiksel bilgilerin bilişim gibi ölçüm üstüne kurulu sistemlerde
bile bulunmadığı bir ortamda risk sermayesi denilen bu oluşumların
kurulması, işlemesi kolay değil. Kanuni düzenlemelerin de bu yapıyı
desteklediği söylenemez. Peki o zaman nasıl olacak bu işler?
Eğer kafanızdaki internet adresini yazıp bağlandığınız yabancı
siteler üstüne oturuyorsa sorun yok. Ama teknik olarak herkesin yer
almasına ve içine bir şeyler katmasına olanak sağlayan internette sizin
de bir şeyler yapabileceğinizi düşünmeye başladığınız an bu gerçekler
ister istemez kara kara düşündürüyor.
Küçük bir ayrıntı gibi görünse de ülkenin küçük hesapları ve güç
dengeleri de geleceği baltalıyor. Örneğin web sitesi geliştirmek üzere
eğitim alanları düşünelim. İlginç bir şekilde özel kursların hepsi
kendini Microsoft'un kucağına oturtmuş; hatta Microsoft kursuna dönmüş.
Peki durup düşünelim; Microsoft teknolojilerini kullanan bir tane web
başarı örneği
aklınıza geliyor mu? Google, Facebook, YouTube, Yahoo? Bu listeyi ben
satırlarca uzatabilirim. Hiçbirinde Microsoft'un esamisi bile okunmuyor.
Bir web girişimine soyunduğunuzda bu tip irili ufaklı yapıların
dünyadaki ilk tercihleri olan PHP, Ruby, Ruby on Rails ya da benzeri
platformlarında eğitim almış birini arayın bakalım ne oluyor? Üstelik
bunu sakın önemsiz bir ayrıntı da sanmayın.
Özetle internetten yırtmaya çalışanlara tavsiyem: akıntıya
kapılmayın, sürüye katılmayın, yatırımcının önemini ve dolayısıyla onun
önceliklerinin önemini yadsımayın. Üstelik unutmayın internet çağı daha
yeni yeni başlıyor.
Hiçbir şey için de geç kalmış değiliz.
Beni dinleyeceklerini bilsem cebinde parası olanlara da birkaç
altın tavsiye verirdim ama enerji de sonsuz değil; akıllıca şeylere
yönlendirilmeli...
|