| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Free Photo hosting by PhotoLava.com



acelayouts.com
musâmere

musâmere
http://musamere.blogcu.com
**" SOSYAL GÜVENLİK KAVRAMININ TANIMI VE SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMLERİNİN AMAÇLARI Sosyal güvenlik bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan fiziksel ve sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini azaltmak ve kişilere sağlıklı ve asgari bir hayat standardını garanti edebilmek olarak tanımlanabilir. Diğer bir deyişle, sosyal güvenlik insanların bulundukları toplumlarda insan onuruna yakışır bir şekilde, başka insanlara muhtaç olmadan yaşamalarının ve kişisel özgürlüklerinin teminatıdır. İnsanlık tarihinin her döneminde, bireyler kendilerini bir takım risklere karşı korumak ihtiyacı duymuşlardır. Bu anlamda sosyal güvenlik kavramı insanlık kadar eski bir olgudur ve tarih boyunca toplumsal hayatın önemli bir parçası olmuştur. Deniz Olurum Bir çocuk olurum bazen, Annemin elinden sıyrıldım mı Koşmaya başlarım yağmur birikintilerinin içinden Annemin kızmalarına inat. Bir lise talebesi olurum bazen, İlk sigaramı içer, biramı yudumladım mı değme keyfime Ne dert kalır ne tasa sevdiğim kızdan başka... Evinin ekmek derdine düşmüş bir işçi olurum bazen, Ha unutmadan arada bir de, 1970’lere gider solcu olurum, devrim yaparım zannımca, Ceset olurum dar ağaçlarında Kan olurum damarlarda Su olurum çöllerde Aşk olurum sevdalı gönüllerde Bir de şair olurum yanık yüreklerde. Atatürk olurum kurtuluş savaşında Ahmed Arif olurum şiire hasretlerde Mecnun olurum aşık gönüllerde Deniz gezmiş olurum Gemerek’te, Şarkişla’da Bir de yanarım Madımak’ta, Sivas’ta... Deniz Toprak PC görünüşlü, Mac duruşlu sevdiğim Yaşanılanları Kontrol-S ile kaydedip, Kontrol-Z ile geri yaşıyorum Ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum. En çokta ekranı kapladığın o anı özlüyorum Italik yürüyüşlüm, Bold bakışlı sevdiğim... Öyle bir halt yedim ki, sakın affetme beni Simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni Tüm sistemlerimi çökert, Ziple sıkıştır ve parçala Alt F4 ile kapat, Shift ile değiştir beni Kedinin mousela oynadığı gibi oyna, Manzaralı mouse pedinde gezdir beni Yeni bir pencere açalım ve unutalım her şeyi Geri dönüşüm kutusuna gönderelim maziyi Kısa yol oluştur fazla bekletme bu seveni En çok Flash Animasyonlu halini özlüyorum PC görünüşlü, Mac duruşlu sevdiğim Kalpten kalbe bağlantım bağlantısı yapılır Kapanır kapılar, ağa oturum açılır Sevdamız monitöre saniyelerle yazılır Disconnect olursam beni yine arar mısın? Masaüstünde bulamazsan belgelerime bakar mısın? Yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da Değişiklikleri kaydedip, yeniden bağlanır mısın? Herkesi sen,.....dostun mu sandın,......belki ol..............ağyâr olur. Sadıkâne,.........belki ol...................... âlemde bir.........didâr olur. Yâr olur,...........ağyâr olur,.................didâr olur,.........serdâr olur.Sanma şâhım,...herkesi sen................sadıkâne...........yâr olur. promosyona hayır! öz hâkiki indirim indirin!!! promosyona hayır! sözde değil ÖZ'de indirim indirin!!! Bir Kuruş'un Hâk'kını Aramak İçin Alan Râzı Satan Râzı"**



REKLAMSIZ KESİNTİSİZ SİNEMA KEYFİ TRT 1 HER ÇARŞAMBA SAAT:20:30

HERŞEY TÜRKİYE  İÇİN

POPSAATİ & PEOPLECLOCK

"DÜNYA'NIN TÜRKÜSÜ" "dünya'nın bütün sabahları"

1 "mustafa taylan özgür" etiketi kullanan gönderi "mustafa taylan özgür" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

MUSTAFA TAYLAN ÖZGÜR

               68

                                TAYLAN’IN KATLİ TESADÜFİ DEĞİLDİR.

“FAİLİ BELLİ” CANİ ŞEBEKESİ AÇIĞA ÇIKARTILMADIKÇA

TÜRKİYE “ÖZGÜR” LEŞEMEYECEKTİR.


TAYLAN ÖZGÜR  bundan 36 yıl önce 23 Eylul 1969 da İstanbul’da güpegündüz  herkesin ortasında  Beyazıt Meydanında katledildi.

 TAYLAN ölen ve öldürülen ilk 68’li değildi. Taylan’ın öldürülmesinden yaklaşık bir yıl önce,  Amerikan 6 Filosunun İstanbul’a gelişi sırasında çıkan olaylarda  vermişti 68’liler ilk şehidini. 18 Temmuz 1968 günü sabaha karşı 04.30’da polislerin Gümüşsuyu İTÜ öğrenci yurduna yaptığı  baskında pencereden atılan FKF üyesi VEDAT DEMİRCİOĞLU 6 gün komada kaldıktan sonra 24 Temmuz’da yaşamını yitirmişti. 28 Temmuz’da da Ankara adliyesi önünde, arkadaşlarının duruşmasını izlemeye gelen gruba polisin müdahalesi sonucu, polisten kaçarken bir minübüs altında kalan ATALAY SAVAŞ can veriyordu.

  Evet, Taylan ölen ve öldürülen ilk 68’li değildi. Ama,  CIA’nın, 1952’den itibaren NATO’YA  bağlı tüm Avrupa ülkelerinde “ gladio” “kontr gerilla” “özel harp dairesi” adı altında kurduğu  ve “komünistleri” yok etmeyi amaçlayan  örgütlerin tetikçileri tarafından , “bilinçli” ve “planlı” bir şekilde öldürdüğü ilk 68’li devrimcidir.

 Taylan Özgür, CIA bağlantılı gladyo tetikçileri tarafından , bilinçli bir şekilde hedef seçilerek katledilmiştir.

 Taylan Özgür emperyalist güçlerin, “öldürülecekler” listesine rastgele seçilmiş bir devrimci değildir. Tıpkı Deniz gibi, Yusuf gibi, Mahir , Hüseyin Ulaş gibi, Kaypakkaya, Cevahir gibi asılarak, vurularak, işkence yapılarak öldürülen yüzlerce binlerce devrimci kardeşimiz gibi, varlıklarıyla, eylemleriyle, halklarıyla kucaklaşarak emperyalizme karşı örgütlenmeleriyle emperyalistleri ve işbirlikçilerini tedirgin ettiği “bilinerek” verilmiştir “ölüm” emri.

 

 

 

CIA sıyla, MİT’iyle, kontr-gerillasıyla, Ülkü Ocaklarıyla, polisiyle, faşistiyle  neden saldırılmıştır 68 devrimci gençliğine

 

? Neden  sokak ortalarında öldürülmüştür , yurtsever ve devrimci gençler ?

 

 

 

Kitlelerle kurmaya başladığı bağları koparmak, devrimci mücadelenin kitlelere doğru yansımasını ve  doğru

 

 

kavranılmasını önlemek için .

 Gençliğin arasına ajan provakötörler sokularak, sokak ortasında öldürülerek, meşru müdafa için silah bulundurmak zorunda bıraktırılmış , silahlı çatışma ortamlarının içine sürüklendirilmiştir. . Ülkeyi yönetenler, Amerika’nın ve bir avuç çıkar çevrelerinin çıkarları için  ülke geleceğini, ülke gençliğini feda etmiştir.   

 Taylan Özgür, ODTÜ Sosyalist Fikir Kulubü üyesiydi ve Sosyalist Fikir Kulübünce düzenlenen “köy çalışmaları” na ilk katılan ve başarılı sonuçlar elde eden arkadaşlarımızdandı. Kitlelerin güvenini kazanmayı bilen, özveri sahibi ve mücadelen kaçmayan atak ve yiğit bir kişiliği vardı. Taylan,  6 Ocak 1969'da Amerikan elçisi Komer’in makam arabasını ODTÜ’de yakan devrimci gençlerden biriydi. Komer, daha önce Vietnam’da CIA ajanı olarak görev yapan ve “pasifikasyon “ hareketini, yani her türlü işkence, şiddet ve baskı ile Vietnam halkının sindirilmesi hareketini, yöneten  kişiydi.

 Mustafa Taylan Özgür, işte bunun için 23 Eylül 1969’da sokak ortasında güpegündüz polis memuru İhsan Çakıcı tarafından bir süre kovalandıktan sonra tabanca ile vurularak öldürüldü. Taylan'ı vuran polisin üzerinde Komer'in arabasını yakmaktan sanık olanların listesinin bulunduğu tespit edildi.

 

 

 

 

                  İhsan Çakıcı sadece bir tetikçi idi.!!!!!!!

 

 

 

 

 

Yurt dışına kaçırıldı. “Cinayet Dosyası “ kapatıldı. Ama cinayetler sürdü, sürüyor. Her Cinayetten sonra “faili meçhul” dendi. Denilmeye devam ediliyor. Ama herkes failleri biliyor. Cinayet  şebekesinin Türkiye uzantıs ı“Kontr Gerilla” dan, “Özel Harp Dairesinden” , Türkiye’de ki CIA ajanlarından söz etmeyen yok.

Süleyman Demirel’inden, Ecevit’e; İhsan Sabri Çağlayangil’den Hasan Fehmi Güneş’e, Talat Turhan’a kadar bir zamanlar ülke yönetiminde söz sahibi olanlar, bütün bunları biliyorlar ve susuyorlar.

  

Amerikan Senatörü Daniel Patrick Moynihan senatoda bir önerge veriyor. Bakın ne diyor ?

“60 bin Latin Amerikalı askerin eğitim gördüğü Fort Benning'deki Amerikalılar Okulu'nu (SOA) inceledim.

SOA diplomalı görevliler tüyler ürpertici eylemlerde bulunuyorlar. Bu okullarda işkence, gasp, suikast ve insanları kaçırma yöntemleri öğretilmektedir. 

 Pentagon (Savunma Dairesi) “İşkence Eğitim El Kitabı”nı SOA'nın kullanmasına izin verdi. Bu kitapta sahte suçlama,

 

şantaj yapma, yanlış bilgilendirme, fiziki ve diğer işkence yöntemleri SOA'daki görevli personel tarafından Latin

 

Amerikalı askerlere halkını öldürme, tehdit, özellikle dini çalışma, sendikalarla diğer çalışma ile yoksulluğu kullanma taktikleri öğretiyor.

Bu “Cinayet Okulu” yılda yaklaşık 20 milyon dolara mal olmaktadır.

 

 

Oysa bizim çocuklarımıza ve insanlarımıza yönelik yatırımlarımız tamamlanmış değildir.

 

 

Lütfen SOA'nu Durbin yasa tasarısıyla kapatınız.”

Bülent Ecevit’in açıklamaları ise daha ilginç “ 1974 yılında Genelkurmay Başkanı Sancar, bana başbakanlığa ait örtülü

 

 

ödenekten bu daireye (özel harp dairesi) para vermemi istedi. Hem de yüklüce bir paraydı. Bütçeye  baktım böyle bir

 

daire yok. Ama o sırada Kıbrıs harekatı vardı. Üstüne gidemedim. Çünkü diyorlardı ki Rum tarafında da özel harp

 

 

dairesinin adamları var. Onlardan bilgi alıyormuş. Oysa bunlarla harekat sırasında telsiz irtibatı bile kuramadık.

…..1978’de Sayın evreni özel harp dairesinin tasfiyesi için sıkıştırdım. Bana hep yapıyoruz, ediyoruz dedi. Ama yapılmadı.

Tabi bir yandan Genelkurmayı sıkıştırıyordum. Sonuç almaya çalışıyordum, bir yandan da içimizdekileri yatıştırmaya çalışıyordum. Başbakanım bunları yapıyorum


……… Özel harp dairesinin her ilde depoları vardı. Buraya bağlı olanlar, (çok vatansever insanlar) diye alınmışlardı.

 

 

 

Bu daire gerektiğinde bu silahları kullanacaktı….

 

 

…….. Sarıkamış’taydım. Birlikte yemek yediğimiz komutana kontr-gerilla (özel harp dairesi) ni sordum. (Var) dedi.

 

 

(Hepsi çok memleket sever insanlardır) diye ekledi. O sıralar çevrede MHP İl başkanı da geziniyordu. (MHP İl başkanı

 

 

da bu daireyle..) diyecek oldum. General (o başında) demez mi? “

Ülkede başbakanlık yapan insanların  gücü bile, bu yasa dışı “işkence” ve “cinayet” örgütünü açığa çıkartıp, tasfiye etmeye yetmiyor.

 “geçmişe sünger çekiyoruz” diyerek işin içinden çıkmaya çalışıyorlar. Çekilen süngerden fışkıran  kanlar gölleşerek  günümüze kadar taşınıyor..

  

 

“fikrini”,ABD’den alan, ABD tarafından “finanse” edilen, içine “pentagonun”, “CIA”nın “sızdığı” , “her ildeki silah

 

 

 

depoları” ndaki silahları kullanan ,” çoğu MHP’li  çok memleket sever” mensuplarının “memleket” adına cinayetler

 

 

işlediği, ülkenin gençlerini, aydınlarını insanlarını kahpece katlettikleri bu “malum” yarı gizli örgüt,  bugün herkesçe

 

 

bilinmesine rağmen “görevlerini” ifa etmeyi sürdürüyor.

 MUSTAFA TAYLAN ÖZGÜR’ Ü katledilişin 36.ncı yılında anmak bu nedenle daha da bir anlam kazanıyor. Taylan’ın

 

1968 yazında ODTÜ Stadyumuna Hüseyin İnan,  Alpaslan Özdoğan ve diğer arkadaşları ile yazdığı DEVRİM yazısı 36 yıldır silinmedi.

 

Silinmiyor.

 

 

Resimde görüldüğü gibi yıllar sonra aynı yazı devrimci ODTÜ’lü gençler tarafından meşalelerle aydınlatılyor. Ama ne

 

 

yazık ki, siyasi cinayetlet, provakasyonlar sürüyor, karanlık cinayetler hala aydınlatılamıyor.

 

 

Aydınlatılmıyor.

Taylanları, Denizleri , devrim şehitlerimizi yalnızca anmak yetmiyor. DEVRİM ATEŞİNİN TÜM KARANLIKLARIN AYDINLATMASINA ,  HİÇ SÖNMEDENi YANMASI GEREKİYOR.

ip-location